Evliyanın büyüklerinden. Hâce Ubeydullah-ı Ahrâr hazretlerinin talebesidir. Baba Haydar Semerkandî adıyla tanınmıştır. Semerkand’da doğdu. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. 1550 (H. 957) târihinde İstanbul’da Eyyûb Sultan semtinde vefât etti.
Devamını oku →“Üç yüz on üç harbi” diye bilinen 1897 Osmanlı-Yunan harbinde başkumandanlık yapan Osmanlı müşîri, paşası.
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde sadrâzamlık makamının ve bâzı idâri kuruluşların bulunduğu devlet idâresinin merkezi sayılan yer. Bu tâbir daha çok on dokuzuncu asrın başından îtibâren kullanılmaya başlandı.
Devamını oku →Osmanlı Devleti ile Rusya arasında, 14 Eylül 1829 târihinde Edirne’de imzalanan andlaşma. Rusya 1812 senesinde Osmanlı Devleti ile yaptığı Bükreş barış andlaşmasından iki yıl sonra andlaşmanın bâzı maddelerine îtirâz ederek, bir kısım hükümlerin yorumlanması gerektiğini ileri sürdü. 1814 senesinden beri bu yolda çalışan Rusya, tehdîdlerde bulundu. Osmanlı…
Devamını oku →İttihâd ve Terakkî cemiyetinin, hükümeti ele geçirmek için 23 Ocak 1913’de tertiplediği kanlı baskın, ikinci Meşrûtiyet’in ilânında ve 31 Mart Vak’ası’nda orduya dayanarak iş başına gelen İttihâd ve Terakkî komitesi, asker ocağını siyâsete karıştırarak bozmaya çalıştı ve memleketi keyfî olarak idare ettiler. 16 Temmuz 1912 Salı gününe kadar bu keyfî idare…
Devamını oku →Okuyup yazması olanlara verilen ünvân. Okumuş, molla, hoca, çelebi, seyyid mânâlarında da kullanılırdı. Efendi tâbiri Selçuklular zamanında kullanılmaya başlanmış ise de, daha ziyâde Osmanlılarda on beşinci asır ortalarından îtibâren tahsil, terbiye görmüş kimselere mahsus bir lakab olarak kullanılmıştır. Zamanla bu mânâda kullanılan Çelebi kelimesinin ye…
Devamını oku →Bir çeşit vergi. Farsça baj kelimesinin Arabça ve Türkçe’de aldığı şekil olup, Gazneli, Selçuklu, İlhanlı, Akkoyunlu ve Osmanlılarda vergi mânâsında kullanılmıştır. Bu vergi, pazarlarda, panayırlarda alınıp satılan hayvandan, her cins maldan, ithâl edilen ve Osmanlı topraklarından transit olarak geçirilen mallardan alınırdı.
Devamını oku →(Bkz. Boğdan)
Devamını oku →Târihte İslâmiyet’in büyük kültür merkezlerinden ve Osmanlı Devleti’nin eyâlet merkezlerinden. Bağdâd, Abbasîler zamanında İslâm âleminin başşehri idi. Başşehir olmadan önce, Dicle kıyısında bir köy olup, halîfe Mensur burayı îmâr ederek büyük bir şehir merkezi hâline getirdi. Kısa bir sürede şehirde medeniyet, ilim ve fazîlette önemli gelişmeler oldu. Az…
Devamını oku →Bir devleti başka bir devlette temsil eden kimsenin vazifesi, sefirlik. Elçilerin târihi çok eski olup, geçici ve daimî elçiler gönderildi. İslâm târihinde elçilerin maiyyetleri ile birlikte dokunulmazlıkları vardı. Öldürülemezler ve herhangi bir şekilde kendilerine kötü davranılamazdı. Elçiler, sâdece fevkalâde durumlarda göz hapsine alınırlardı. Peygamb…
Devamını oku →Kitablar ve müellifler hakkında yazdığı eserlerle meşhur müellif. 1839 (H. 1255)’de Bağdâd’da doğdu. 1920 (H. 1339)’da İstanbul’da vefât etti. Baban ailesinden Baban Mehmed Emir Efendi’nin oğludur. Irak’da iken askerî mektebe girip bitirdi. Çeşitli askerî birliklerde görev yaptı. Jandarma Dâiresi İkinci Şubesi Müdürü iken 1875’de İstanbul’a yerleşti. 1908…
Devamını oku →On dördüncü yüzyılda Amasya civarında yetişen evliyânın büyüklerinden. Amasya çevresinde yaşayan büyük âlim ve velî, Baba İlyâs’ın torunu olan Âşık Ali Paşa’nın (Aşık Paşa) oğludur. Kırşehir’de doğmuş olup, doğum târihi belli değildir. Elvan Çelebi’nin babasının yaşayıp vefât ettiği yer ise Kırşehir’dir.
Devamını oku →Osmanlı donanmasına subay yetiştiren okul. Bugünkü Deniz harb okulunun ve Deniz lisesinin çekirdeğini teşkil eder.
Devamını oku →İslâm dîni ve târihi bakımından büyük önem taşıyan, Peygamber efendimiz ve diğer din büyüklerine âid bazı mübarek şahsî eşya ile hâtıralara verilen ad. İslâm târihinde, mukaddes emânetlerin toplanması ve muhafazası Peygamber efendimiz zamanında başladı. Eshâb-ı kirâm ihtimâm ve hürmetle Resûlullah efendimize âid hâtıraları muhafaza ettiler. Dört büyük hal…
Devamını oku →Donanma, tersane, Bahriye mektebi ve bunlarda vazifeli personelden meydana gelen teşkilât. Teşkilât içerisinde donanma esas gaye olup, diğerleri onun için vardır ve Osmanlı Devleti’nin bütün devirlerinde mühim bir kuvvet olma hususiyetini dâima muhafaza etmiştir.
Devamını oku →On altıncı asır dîvân şâiri; âlim, müderris ve kazasker. Asıl adı Mahmûd Abdülbâkî’dir. Babası Mehmed Efendi, Fâtih Câmii müezzini idi. Bakî, önceleri saraç çıraklığı yapmış, fakat gelip geçerken gördüğü medrese talebesi ve havası onu ilim yoluna çekmiştir. Onun saraç değil sirâc çıraklığı yâni kandil yakanların çırağı olduğu iddia edilirse de böyle bir m…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında Balkanlardaki dört devlete karşı yaptığı savaşlar.
Devamını oku →1838’de İngiltere, daha sonra diğer Avrupa devletleri ile Balta limanında yapılan ticâret andlaşmaları.
Devamını oku →Sultan üçüncü Ahmed Han devri Osmanlı sadrâzamlarından. Kastamonu sancağının Osmancık kasabasında doğdu. Doğum târihi kesin olarak bilinmemekle beraber, vefât ettiğinde 50 yaşını geçtiğine göre, 1658-1660 seneleri arasında doğduğu muhtemeldir. Gençlik yılları hakkında kaynaklarda fazla bir bilgi yoktur. Kendi yazdığı bâzı mektuplardan, Akdeniz sahillerind…
Devamını oku →İstanbul’da yaşamış olan evliyânın büyüklerinden. Peygamber efendimizin torunlarından olup seyyiddir. Buhârâ’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. İstanbul’a geldi ve Fâtih’te yıllarca talebe yetiştirdi. 1516 (H. 922) târihinde vefât etti. Kabr-i şerîfi, Fâtih Câmii’nin batısındaki bir mescid kenarında olup, ziyaretçiler feyz ve bereketlerinden istifâde…
Devamını oku →Osmanlıların kuruluş devrini yaşamış olan büyük âlim ve evliyâ. Yıldırım Bâyezîd Han’ın dâmâdı olup, seyyiddir. Nesebi (soyu) hazret-i Hüseyin’e dayanır. İsmi, Muhammed bin Ali, lakabı Şemsüddîn’dir. 1368 (H. 770) târihinde Buhârâ’da doğdu. 1430 (H. 833) târihinde Bursa’da tâûn hastalığından vefât etti. Kendi ismiyle anılan câmi yanındaki türbesinde medfû…
Devamını oku →Tanzîmât devrinde Fransız akademisi örnek alınarak kurulan akademi, 21 Temmuz 1846’da toplanan Meclis-i maârif-i umûmiyyede kurulması kararlaştırılan bu akademinin gayesi; eğitim ve kültür alanında gerekli çalışmaları yapmak, batıdaki ilmî çalışmaları ve yenilikleri tâkib etmek, kurulacak olan Darülfünûn için kitap hazırlamak, Türk dilinde ilim ve fenlere…
Devamını oku →Osmanlı sarayının iç teşkilâtı. Sarayın Bâbüsseâde (Akağalar) kapısından îtibâren üçüncü ve dördüncü yer ile ifâde olunan iki büyük alanı ve çevresindeki dâirelerden meydana gelir. Bu bölümde hizmet edenlere toplu olarak Enderûn halkı veya hademeleri adı verilirdi.
Devamını oku →Sarayda eğitim ve öğretim yapılan mekteb. Büyük bir irfân merkezi olan bu mekteb, ikinci Murâd tarafından Edirne’de Eski Saray’da te’sis edildi. Mektep gerçek şahsiyetine, Fâtih Sultan Mehmed’in Topkapı Sarayı’nı yaptırmasıyla kavuştu. Bu târihten sonra devşirme mektebi olma hüviyetinden çıkarak devletin idaresi için gerekli mülkî ve idarî kadronun eğitim…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin son yıllarında devlet idaresine hâkim olan İttihâd ve Terakkî partisi ileri gelenlerinden. Asker ve devlet adamı. Babası nâfia teknisyeni Ahmed Bey, annesi Dilara Hanım’dır. 1881’de İstanbul’da doğdu. 1922’de Türkistan’da öldürüldü.
Devamını oku →Bugünkü Romanya’nın batısını meydana getiren bölgeye Osmanlı Devleti’nin verdiği isim. Asıl ismi, Macarca Erdely; Romence, Ardeal; Sırp, Yunan ve Bulgar dillerinde Erdel olarak geçen bölgenin ismi, daha sonraları Transilvanya olarak geçer. Erdel; doğuda Boğdan, güneyde Eflâk, güney batıda Demirkapı ile ayrıldığı Banat, batıda Macaristan ve kuzeyde bir kıs…
Devamını oku →Nûh aleyhisselâmın oğlu Yâfes’in torunu Hayk’ın soyundan türeyen bir kavim. Frikyalıların, Hititlerin kolları olduğu söylendiği gibi, Turânî bir ırkdan olduklarını söyleyenler de vardır. Ancak dilleri Hind-Avrupa dil ailesine mensûbdur.
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gâzi’nin babası. Gündüz Alp’in oğludur. Oğuzların kayı boyundandır. Cengiz’in İslâm memleketlerini talan ettiği sırada, babası, Selçuklu topraklarında yaşamak üzere kabilesiyle beraber ülkesini terk etmiş, Amu Deryâ’yı geçip Oğuzların yoğun olduğu Aral havzasına gelmişti. 1220’lerde Horasan’ın kuzey sınırına, oradan Kara…
Devamını oku →Osmanlı san’at ve ticâret hayâtını tanzîm eden ahilik müessesesi bünyesinde teşekkül eden kuruluş.
Devamını oku →Budin’in 45 km. kuzeybatısında, Tuna kıyısında Vaç dirseğinin kuzeyinde bir kale ve şehir. Yıllarca Macar krallığının başkentliğini yaptı. Estergon’u ilk feth eden Osmanlı hükümdarı, Kânûnî Sultan Süleymân Hân’dır. Budin’i fethettikten sonra 1529’da Viyana’yı kuşatmak üzere Avrupa’ya hareket eden pâdişâh, Semendire sancakbeyi Yahyâ Paşazade Mehmed Bey’e ö…
Devamını oku →(Bkz. Tımar)
Devamını oku →Anadolu’da yetişen evliyânın büyüklerinden. İsmi, Abdullah bin Eşref bin Muhammed Mısrî olup, babasının ismi ile şöhret buldu. Babası Eşref Efendi, Mısır’dan İznik’e göç etti. Abdullah, İznik’de doğdu. Hacı Bayram-ı Velî’nin talebesi ve dâmâdı oldu. 1484 (H. 889) târihinde İznik’de vefât etti. Kabr-i şerifi ziyaret mahallidir.
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde pâdişâhlar ve hânedân tarafından kurulan vakıf müesseselerinin idaresinden mes’ûl teşkilât. Osmanlı Devleti’nin kurulup gelişmesinden sonra, idaresi altında bulunan memleketlerdeki vakıfların sayımı yapıldı. Daha sonra fethedilen yerlerde de pek çok vakıf kurularak, sayısı artırıldı, idaresine de büyük önem verilerek vakıflara nâzırlar…
Devamını oku →Rumeli’nin fethedilmesinden sonra oralarda yerleşmek üzere Anadolu’dan müslüman-Türk halkının aileleri ile birlikte giden yörüklerden kurulan askerî teşkilâta verilen ad. Osmanlıların Balkan yarımadasındaki fetihleri neticesinde orada yerleşmeleriyle, yörük cemâati gruplarının sayıları artmış ve çok ehemmiyet kazanmıştı. Rumeli’nin iskânı ve Türkleştirili…
Devamını oku →Seyahatname’si ile meşhur bir Türk yazarı ve seyyahı. 1611 senesi Mart ayının yirmi beşinde İstanbul’un Unkapanı semtinde doğdu. Aslen Kütahyalı olan ailesi, fetihten sonra İstanbul’a yerleşmiştir. Devrin büyük imâmlarından Evliyâ Mehmed Efendi’ye çok hürmet duyduğu için babası ismini evliyâ koydu. Babası, saray-ı hümâyûn kuyumcubaşısı Derviş Mehmed Zillî…
Devamını oku →Osmanlı merkez teşkilâtının dışında, taşrada bulunan bölgelere verilen idarî ad. Osmanlılarda temel idâri birim sancaktır. Sancakların birleşmesinden eyâlet (vilâyet) vaya beylerbeyilik denilen büyük idarî birimler meydana gelmektedir. 1590 târihine kadar, teşkîlât tâbiri olarak beylerbeyilik kelimesi kullanılmış, bu târihten itibaren eyâlet tâbiri kullan…
Devamını oku →On altıncı yüzyılın ikinci yarısına kadar kapıkulu ocakları ile birlikte Osmanlı ordusunun en büyük ve en önemli kısmını teşkil eden askerî sınıflar. Eyâlet kuvvetleri ilk zamanlarda tımarlı sipâhî, azab ve akıncılardan ibaretti. Zamanla yeni ihtiyaçların ortaya çıkması, bunların da genişlemesine yol açtı. Neticede; yayalar, müsellemler, yörükler, cerahor…
Devamını oku →Sultan İkinci Abdülhamîd Han devri amirallerinden. İsmi Eyyûb Sabri olup Yenişehir civarındaki Urmiye’de doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1890 (H. 1308) târihinde İstanbul’da vefât etti. Bayramiye yolu büyüklerinden, ilim irfan sahibi olan hocası İdrîs-i Muhtefî’nin (rahmetullahi aleyh) Kasımpaşa’da Kulaksız Câmii karşısında bulunan yokuşun alt başınd…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin ikinci şeyhülislâmı. İsmi Fahreddîn olup, İran’dan Anadolu’ya geldiği için Acemî denilmiştir. Doğum yeri ve târihi bilinmemektedir. 1460 (H. 865) târihinde Edirne’de vefât etti. Buradaki Dârülhadîs Câmii önünde defnedilmiştir.
Devamını oku →Anadolu’da yetişen evliyânın büyüklerinden. İsmi, İsmâil bin Kasım bin Abdülcemâl’dir. Fakîrullah lakabı ile tanınmıştır. 1656 (H. 1067)’de Siirt’in Tillo kasabasında doğdu. 1734 (H. 1147)’de vefât etti. Türbesi Tillo’dadır. Dedesi Molla Abdülcemâl, Peygamber efendimizin amcası hazret-i Abbâs’ın torunlarındandır. Dedesi ve babası Tillo’da müderris idiler.
Devamını oku →Faslıların, Osmanlı Cihân Devleti’nin bir eyâleti olan Cezâyir’e saldırması, Portekizlilerin ve İspanyolların Fas’dan çıkarılması ve Faslıların, Osmanlı Devleti’nden yardım istemeleri sebebiyle başlayan seferler. Bu seferlerin çoğu, Fas sultanlarının, Osmanlı pâdişâhından yardım istemeleri üzerine olmuştur.
Devamını oku →Babası.................... : Murâd Han-II
Devamını oku →İstanbul’un fethinden sonra, Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından yaptırılan ilk büyük külliye. Külliyenin merkezinde Fâtih Câmii bulunur. Câmi, 1463’de yapılmaya başlandı ve 1471’de tamamlandı. Mimârı, kabri Fâtih’deki Kumrulu Mescidi’nin bahçesinde bulunan Sinânüddîn Yûsuf bin Abdullah’dır.
Devamını oku →(Bkz. Osmanlı Edebiyâtı)
Devamını oku →İslâm âlimlerinin büyüklerinden ve evliyânın meşhurlarından. Silsile-i aliyye denilen evliyânın otuz üçüncüsüdür. Osmanlı Devleti’nin son devirlerinde yaşadı. Seyyid olup, soyu hazret-i Hüseyin’e ulaşır. Lakabı, Şeyh ve Allâme’dir. Arvaslı olduğu için Arvâsî nisbesi ile meşhurdur. Babası, Abdülhamîd Arvâsî’dir.
Devamını oku →Allah rızâsı için savaşarak bir yeri ele geçirme ve elde edilen zafer neticesinin devletlere tebliğ edilmesi için yazılan nâmeler. Osman Gâzi ile oğlu Orhan Gâzi’den başlayarak Anadolu, Rumeli ve yedi iklim üç kıtada hüküm süren Osmanlı Türkleri, fethettikleri yerlere medeniyetin damgasını vurdular. Osman Gâzi ve Orhan Gâzi’nin nasihatleri Osmanlı Devleti…
Devamını oku →(Bkz. Çelebi Sultan Mehmed)
Devamını oku →(Bkz. Şeyhülislâm)
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin kırk altıncı şeyhülislâmı. İsmi, Feyzullah’dır. Erzurum’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası Erzurum müftîsi Seyyid Muhammed’dir. Şems-i Tebrîzî’nin soyundandır. 1703 (H. 1115) yılında Edirne isyânında fitneciler tarafından şehîd edildi.
Devamını oku →İnsan topluluğu; Osmanlı ordusunda ve Cumhûriyet’in ilk yıllarında bugünkü tümen karşılığı olan askerî birlik, Osmanlı donanmasının bir bölümü; îtîkâdî yönden aynı veya yakın inanışlara sâhib olan grup. Fırka kelimesi Osmanlı târihinde meşrûtiyet döneminde kurulmuş olan siyâsî parti mânâsında da kullanılmıştır.
Devamını oku →Hazret-i İsa’nın doğup yaşadığı, Allahü teâlânın dînini yaymak için ızdırap çektiği yer olması sebebiyle hıristiyanlarca; kendilerine Allahü teâlâ tarafından vâd edilen yer, ard-ı mev’ûd olduğu için yahûdîlerce; Peygamber efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) mîrâca yükseldiği ve müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksâ’nın bulunması sebebiyle de…
Devamını oku →(Bkz. Keçecizâde Fuâd Paşa)
Devamını oku →On altıncı asır Türk şâirlerinin en büyüklerinden. Asıl adı Mehmed olup, Hille müftîsi Süleymân Efendi’nin oğludur. “Benim doğduğum ve yaşadığım yer Irak-ı Arab’dır” demesine rağmen, doğum yeri ve târihi bilinmemektedir. Tezkireler de bu bakımdan birbirlerinden farklılık gösterirler. Bâzı kaynaklar 1489-1494 yılları asında doğduğunu bildirmektedir.
Devamını oku →(Bkz. Ahîlik)
Devamını oku →İstanbul’da, Eminönü ile Karaköy arasında Haliç’in iki yakasını birleştiren köprü. İstanbul yakasını Galata’ya bağlayacak köprü için ilk teşebbüs, ikinci Bâyezîd Han zamanında yapılmıştı. 1502-1503 yıllarında bu düşünce ile köprü için proje de hazırlanmasına rağmen yapıma geçilmemiş, teşebbüste kalmıştı.
Devamını oku →İstanbul’da Galata semtinde bulunan târihî kule. İlk Galata kulesi, Bizans imparatoru altıncı Kantakuzen zamanında Anastase Dikaros adında bir mîmâr tarafından yapılmıştır. Kule inşâatına 1348’de başlanıp bir senede tamamlandığı, 1444’de Cenevizliler tarafından yükseltildiği rivayet edilmektedir. Bir çok tamir ve düzenleme ile İstanbul’un fethine kadar ay…
Devamını oku →Osmanlılar zamanında batılı mânâda öğretim yapmak için lise seviyesinde açılan ilk okul.
Devamını oku →Harpte kâfirlerden zorla alınan mal. Lügatte, çalışıp yorulmadan elde edilen sey, düşmandan alınan mal mânâlarına gelir. Cem’i yâni çoğulu ganâim ve megânim’dir. Ganîmet önceki ümmetlere helâl değildi. Bundan faydalanma sâdece Peygamber efendimiz ve ümmetine helâl kılındı. Nitekim Enfâl sûresi 69. âyet-i kerîmesinde meâlen; “Şimdi elde ettiğiniz ganimette…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin şimâli (kuzey) Afrika’daki üç eyâleti; Tunus, Cezâyir ve Trablusgarb’a verilen ortak ad. Bunların muhtar bir idareleri vardı.
Devamını oku →İslâm dînini kabul etmeyen kimse. Allahü teâlânın insanları İslâm dînine davet etmesi için gönderdiği son peygamber Muhammed aleyhisselâmın getirdiklerine inanıp teslim olan ve yasak ettiklerinden sakınan kimselere müslim veya müslüman, bunlara inanmıyanlara da gayr-i müslim denir.
Devamını oku →