Tanzîmât dönemi sadrâzamlarından. 1815 senesinde İstanbul’da doğdu. Babası Ali Rızâ Efendi, Mısırçarşısı’nda attârlık ve kapıcılık yapardı. Babasının fakirliği sebebiyle iyi bir tahsîl göremeyen Mehmed Emîn, Bâyezîd Câmii’nde bir müddet Arabî okudu. Hayâtını kazanmak mecburiyetinde olduğundan, vüzerâdan birinin yardımıyla dîvân-ı hümâyûn kalemine girdi.
Devamını oku →Halvetî yolunun büyüklerinden. Osmanlı evliyâ ve âlimlerindendir. İsmi, Muhammed bin Mahmûd, lakabı Hamîdüddîn, mahlası Cemâl’dir. Meşhur Cemâleddîn-i Aksarâyî’nin torunlarındandır. Amasya’da doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1493 (H. 899) târihinde Hicaz’da Mekke-i mükerreme yolunda vefât etti. Vasiyeti üzerine Tebük korusu denilen ve hacıların yol gü…
Devamını oku →Son devir Osmanlı sadrâzamlarından. Emekli jandarma binbaşısı Tâhir Efendi’nin oğludur. 1860 senesinde doğdu. 1932’de İstanbul’da vefât etti.
Devamını oku →Babası.................... : Yıldırım Bâyezîd
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında yetişen yazar ve ihtilâlci. 1839 senesi Ramazan bayramında İstanbul’un Cerrahpaşa semtinde doğdu. Babası Çankırı’nın Çay köyünden olup, İstanbul’da yerleşmiş Kâğıt mühreciliğı (parlatıcılığı) yapan Hüseyin Ağa’dır. Ali Süâvî medrese tahsîlini tamamladıktan sonra, Sami Paşa’nın maârif nâzırlığı sırasında girdiği imtihan…
Devamını oku →Abdülazîz Han’ın katlinde mühim rol oynayan Hüseyin Avni Paşa’yı öldüren subay.
Devamını oku →Fâtih Sultan Mehmed Han devri hekimlerinden. İsmi, Şeyh Sâlih’dir. Doğum ve vefât târihleri belli değildir. Hayâtı hakkında fazla bilgi yoktur. Tıb ve botanik ilimlerinde mütehassıs olup, faziletli, sâlih, dînin emir ve yasaklarına tam uyan, haram ve şüphelilerden sakınan bir zât idi. Çok Kur’ân-ı kerîm okurdu, ilmi, irfânı ve faziletleri sebebiyle Fâtih…
Devamını oku →1768-1774 seneleri arasında vuku bulan Osmanlı-Rus harbi sırasında 1770’de Osmanlı donanmasının yakıldığı hâdise.
Devamını oku →Osmanlı Devleti ile İran Safevî Devleti arasında yapılan ilk yazılı andlaşma. 29 Mayıs 1555’de yapılan bu andlaşma ile Osmanlı-Safevî savaşları sona erdi.
Devamını oku →Osmanlı pâdişâhlarından Abdülazîz Han’ın, İstanbul’da Beşiktaş ile Ortakoy arasındaki kıyıda yaptırdığı büyük saray. Bugün sâdece dış duvarları ayakta kalan sarayın yerinde Sadrâzam Nevşehirli Dâmâd İbrâhim Paşa’nın zevcesi Fatma Sultan’ın ahşap sarayı vardı. Lâle devrinde (1718-1730) mum ve kandil ışığı ile aydınlatıldığı için bu semte Çırağan adı verild…
Devamını oku →Malazgird muhârebesinden sonra, Anadolu’da kurulan Türk beyliklerinin umûmî adı. Bu beylikler, kaynaklarda Tevâif-i mülûk ismiyle geçmektedir. Malazgird zaferinden sonra bir çok akıncı beyi, Anadolu’yu Bizanslılardan temizlemek için seferler düzenledi. Bunlardan bir kısmı, Anadolu’da ilk Türk beyliklerini kurdular. İstanbul boğazına kadar Anadolu toprakla…
Devamını oku →Sultan İkinci Abdülhamîd Han’ı tahttan indirip, sultan beşinci Murâd’ı tekrar tahta geçirmek için Çırağan Sarayı’na yapılan baskın. Vak’anın elebaşısı Ali Süâvî adında bir gazeteci idi. Ali Süâvî, batı ve doğu dillerini bilmesine, başarılı bir edib ve gazeteci olmasına rağmen, dengesiz bir tipti. Geçimsiz huylu olduğu için, hiç bir işde tutunamadı. Bir İn…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin iki önemli taşra teşkilâtından biri. Dâima vezir rütbesinde Beylerbeyi tarafından idare edilirdi. Protokolde; Mısır, Budin ve Rumeli eyâletlerinden sonra dördüncü sırada yer almaktaydı. Rumeli eyâletinin 1362 senesinde kurulmasından sonra, 1393’de de Anadolu eyâleti kuruldu. Eyâletin merkezi önceleri Ankara idi. Yıldırım Bâyezîd Han 13…
Devamını oku →Zirâat yapılan ve farklı şekillerde işletilen muayyen büyüklükteki toprak parçaları. Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında toprak hukukunda kullanılan bir ıstılah olup, dört çeşittir:
Devamını oku →İstanbul Boğazı’nın en dar yerinde Anadolu sahilindeki hisar. Yıldırım Bâyezîd Han tarafından yaptırılmıştır. İnşâ târininin 1391 veya 1399 olduğu tahmin edilmektedir. Boğazın Anadolu kıyısında Göksu deresinin denize döküldüğü yerde dere ile deniz arasında kireç ve şist katmanlarından meydana gelen tepe üzerindedir. Eski kaynaklarda bu hisar; Güzelhisar,…
Devamını oku →Son devir Osmanlı sadrâzamlarından. Şûra-yı devlet âzasından Hasan İzzet Efendi’nin oğludur. 1853’de İstanbul’da doğdu. Ailesi aslen Karadağ’ın Poşasi köyündendir. Tahsilini tamamladıktan sonra hâriciye mesleğine girdi. Paris, Berlin, Petersburg ve Londra elçiliklerinde vazife yaptı. Sultan Abdülmecîd Han’ın kızı, sultan İkinci Abdülhamîd Han’ın kız karde…
Devamını oku →Osmanlı sultânı Yıldırım Bâyezîd ile Tîmûr Han’ın 1402 senesinde Ankara’da yaptıkları muhârebe. Yıldırım Bâyezîd Han; Niğbolu zaferiyle Rumeli’de Osmanlı hâkimiyetini te’sis ettikten sonra, Anadolu’da birliği sağlamak için harekete geçti. Bu niyetle Aydın, Menteşe, Karaman ve İsfendıyaroğulları beyliklerine son verdi. Ancak bu beyliklerin başındaki beyler…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde para basan dâire, madenî para basılan yer. Darbhânenin târihi eskilere dayanmaktadır. Osmanlı Devleti’nde ilk para Osman Bey zamanında basıldığı biliniyorsa da nerede basıldığı bilinmiyor. Bilinen ilk Osmanlı darbhânesi, Orhan Bey zamanındaki paraların basıldığı Bursa darbhânesidir. Sonraları, Selçuklular döneminde olduğu gibi Osmanlı…
Devamını oku →Anadolu’da yetişen büyük velîlerden. İsmi, İsmâil bin Ahmed, lakabı Rusûhî’dir. Ankara’da doğduğu için Ankaravî diye meşhur oldu. Doğum târihi kesin olarak belli olmamakta beraber, on altıncı asrın ikinci yarısında doğduğu bilinmektedir. Ankaravî İsmâil Efendi, ilk tahsilini doğum yeri olan Ankara’da yaptı. Aklî ve naklî ilimleri, zamanının âlimlerinden t…
Devamını oku →Kadın-erkek, yoksul, sakat ve kimsesiz çocukları korumak için sultan İkinci Abdülhamîd Han devrinde yaptırılarak hizmete giren âcizler yâni düşkünler yurdu.
Devamını oku →Mısır’ın İngilizler tarafından 1882’de işgaline sebeb olan ayaklanmanın lideri ve on dokuzuncu asrın Mısır savunma bakanlarından. Asıl adı Ahmed bin Muhammed bin Muhammed Vâfîdir. Aşağı Mısır bölgesinde Zegâzif yakınlarındaki Hayriye köyünde 1839 senesinde doğduğu tahmin edilmektedir. Çiftçi bir ailenin çocuğu idi. Hidiv Saîd Paşa zamanında Ezher’de tahsi…
Devamını oku →Fen ilimleri evi, üniversite. Osmanlı Devleti’nde medrese dışında bir darülfünûn açılması fikri, ilk defa Abdülmecîd Han zamanında 1845’de Geçici eğitim meclisi (Meclis-i muvakkat-ı maârif) tarafından tanzim edilen eğitim programında yer aldı.
Devamını oku →Osmanlı Devleti zamanında yetişen âlimlerden. Yüz beşinci Osmanlı şeyhülislâmıdır. İsmi, Ahmed Ârif Hikmet’tir. Sultan üçüncü Selîm Han devri kazaskerlerinden İbrâhim İsmet Bey’in oğlu, birinci Abdülhamîd Han zamanı Mısır beylerbeyi vezir Raif İsmâil Paşa’nın torunudur. 1786 senesinde İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta ilim tahsiline yönelip, zamanının âlimle…
Devamını oku →(Bkz. Harem-i Hümâyûn)
Devamını oku →Devlet tarafından; vezir, beylerbeyi ve sancak beyleri gibi askerî sınıfa, saray adamlarına ve yüksek rütbeli ilmiye ricaline vazifeleri sırasında maaşlarına ek olarak; görevlerinden ayrıldıktan sonra da verilen tekâüd veya ma’zûliyyet maaşı. Arpalığın ne zaman ve ne gaye ile ihdas edildiği kesin olarak bilinmemektedir. On altıncı asrın başlarında verilme…
Devamını oku →İstanbul’da, Öksüz ve yetim çocukların eğitimim sağlamak maksadıyla açılan ilk parasız yatılı mekteb. 1855 (H. 1272) târihinde Islâhat fermanının neşrinden sonra azınlık denilen; ermeni, rum ve yahûdîler, İstanbul’un çeşitli yerlerinde kiliselerinin ve cemaatlarının yardımlarıyla özel mektebler açtılar. Müslümanlar da harekete geçerek, müslüman fakir çocu…
Devamını oku →Araplara mahsus bir vezin sistemi olup, İslâmiyet dâiresi içine giren milletlerin edebiyatlarında yer alan şiir ölçüsü. Yön, çadır direği, dar yol, bulut, ölçü ve örnek olan şey gibi başlıca mânâları yanında, beytin ilk mısra’ının sonlarına da arûz denmiştir. Çadır, bir ailenin barındığı yer olarak düşünülürse, beyti ev, mısra’ı kapı mânâsına alırsak, arû…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde devletin bütün mâlî işlerine nezâret etlen memura verilen isim. Günümüzde mâliye bakanına karşılık olan me’muriyettir. Defter tutan mânâsına gelir. İslâm devletlerinde defterdârlık, ilk defa halîfe hazret-i Ömer devrinde ihdas olundu. Hazret-i Ömer, devletin gelir ve giderlerinin bir deftere kaydedilmesini isteyerek, defterdârlık müess…
Devamını oku →Sultan İkinci Mahmûd’un yeniçeri ocağını 1826 senesinde ortadan kaldırması üzerine bu teşkilâtın yerine te’sis edilen ordunun adı.
Devamını oku →(Bkz. Tapu Tahrîr Defterleri)
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde şehirlerde geceleri dolaşan güvenlik kuvveti. Arabça “as” kelimesinin çoğulu olan ases, Osmanlılara İlhanlılardan geçmiştir. Bu teşkilâta ilhanlılar Devleti’nde “emâret-i ases” denirdi. Bu teşkilâtın başında, yeniçeri ocağını meydana getiren ortalardan yirmi sekizinci ortanın çorbacısı bulunurdu. Bu çorbacıya asesbaşı denirdi. Bugünkü…
Devamını oku →Anadolu ve Rumeli’nin dağlık bölgelerindeki geçit ve yolları korumak ve yolcuların güvenliğini sağlamakla görevli teşkilât. Bu teşkilâtta görevli olanlara derbendci denirdi. On beşinci asırdan itibaren Osmanlı kaynaklarında kullanılmaya başlanan derbend kelimesi, Farsça olup, geçit tutmak mânâsına gelmektedir. Kervanları ve yolları korumak için kurulan İl…
Devamını oku →Don-Volga kanalını açma teşebbüsü. Osmanlı Devleti’nin, Rusların Hazar denizine inmelerini önlemek maksadıyla düzenledikleri sefer olup, buna Ejderhan seferi de denir.
Devamını oku →(Bkz. Müderris)
Devamını oku →On altıncı asır Osmanlı âlim ve şâirlerinden. İsmi Pîr Mehmed’dir. Şiirlerinde Aşık mahlasını kullandığından bu adla meşhurdur. Babası Seyyid Natta lakabıyla anılan, zamanın meşhûr âlim ve şâirlerinden Ali Çelebi’dir. Soyca Peygamber efendimize dayanır. Bursa’da doğduğu da rivayet edilen Âşık Çelebi, 1520 (H. 926) yılında Üsküb’e bağlı Prizren kasabasında…
Devamını oku →(Bkz. Kapıkulu Ocakları)
Devamını oku →Osmanlıların ilk devrinde Anadolu’da yetişen mutasavvıf, şâir ve velîlerinden. İsmi, Ali’dir. 1272 (H. 670) târihinde Kırşehir’de doğdu. Babasının ilk çocuğu olduğundan Baş ağa veya Paşa denildiği gibi, Paşa lakabının Osman Gâzi tarafından verildiği de rivayet edilmektedir. 1333 (H. 733) târihinde, Mısır dönüşü, Kırşehir’de vefât etti. Türbesi Kırşehir’de…
Devamını oku →(Bkz. Tımar)
Devamını oku →On beşinci asır Osmanlı tarihçilerinden. İsmi, Ahmed bin Şeyh Yahyâ bin Selmân’dır. 1400 senesinde Amasya’nın Elvan Çelebi köyünde doğdu. Âşık Paşa’nın neslinden geldiği için Âşıkpaşazâde ismiyle tanınmıştır. Hayâtı hakkında fazla bir bilgiye kaynaklarda rastlanamamıştır. Kendi ismi ile anılan eserinden elde edilen bilgilere göre, Fetret devrinde, Çelebi…
Devamını oku →Türklerin İslâmiyet’i kabul etmeleriyle on birinci asırda Karahanlılar devrinde Mâverâünnehr’de ve on üçüncü asırda bilhassa Anadolu’da ortak İslâm kültür ve medeniyetinin te’sirinde ortaya koydukları edebiyat. Dîvân edebiyatı, başlangıçta, dîvân kelimesinin taşıdığı mânâlar içinde değerlendirilmiş ve gelişmiştir.
Devamını oku →İkinci Abdülhamîd Han tarafından, 1892 (H. 1310) senesinde Osmanlı Devleti’ne mensub aşîret çocuklarının eğitimi için İstanbul’da açılan mekteb. Bu teşebbüs; İkinci Abdülhamîd Han’ın devletin Türk olmayan unsurlarını kendilerine sâhib ve dış tahriklerden uzak tutmak ve bilhassa Osmanlı Devleti’ne bağlı bulundurmak için uyguladığı fevkalâde teşebbüslerinde…
Devamını oku →Önemli devlet işlerinin görüşüldüğü ve karâra bağlandığı yüksek mercî. Dîvân-ı hümâyûn bugünkü Bakanlar kuruluna benzetilebilir. Diğer Türk ve İslâm devletlerinde olduğu gibi, Osmanlı Devleti’nde de Dîvân-ı hümâyûn adı ile bütün önemli devlet işlerinin görüldüğü ve karâra bağlandığı büyük dîvân vardı. Osmanlı Devleti’nin merkez teşkilâtının üç büyük temel…
Devamını oku →Osmanlı tarihçisi. İsmi, Muhammed Atâullah’tır. Atâî diye meşhur oldu. Osmanlı âlim ve şâirlerinden Nev’î diye meşhur Yahyâ bin Pir Ali’nin oğludur. Bu sebebten Nevî’zâde diye de bilinir. 1583 (H. 991) târihinde İstanbul’da doğdu. 1635 (H. 1044)’de İstanbul’da vefât etti. Vefâ Câmii bahçesinde babasının yanına defnedildi.
Devamını oku →1877-1878 yıllarında meydana gelen, Rûmî 1293 senesine rastladığı için Doksanüç harbi olarak anılan Osmanlı-Rus harbi. Osmanlı Devleti üzerindeki asırlık emellerini gerçekleştirmek, Osmanlıları Avrupa’dan atmak, İstanbul’u ele geçirerek sıcak denizlere inmek isteyen Rusya, Balkanlardaki hıristiyanları, özellikle Slavları korumak bahanesiyle Osmanlı Devlet…
Devamını oku →(Bkz. Tekâlif-i Örfiyye)
Devamını oku →Osmanlı saraylarının en büyüğü ve en güzellerinden inşâsına sultan Abdülmecîd Han tarafından 1848’de başlanan saray, 1856’da tamamlandı. İstanbul’da denizin doldurulması ile elde edilen ve Dolmabahçe denilen yerde yapıldı. İnşâ edildiği yerde eskiden pek çok kasr, köşk ve saray vardı. Koy doldurulmadan önce, Kânûnî Sultan Süleymân Han devrinde kuzeybatı y…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde âcil ve fevkalâde hâller karşısında, pâdişâhın da katıldığı dîvân, toplantı. Pâdişâh hâriç, dîvânda bulunanların hepsinin ayakta durarak karar almaları sebebiyle bu tür toplantılara ayak dîvânı denilmiştir.
Devamını oku →Osmanlı deniz kuvvetleri. Medeniyet dünyâsına eski ve târihî hayatiyetini veren, Akdeniz’e hâkimiyet cihângirlik dâvasının başlıca unsurlarından biri idi. Roma’nın bu denize hâkimiyeti, onun cihângirlik vasıflarındandı. Bu sebeple onlar Akdeniz’e Mare nostrum (bizim deniz) diyorlardı. Şarkî Roma (Bizans) imparatorluğu da İslâmiyet’in zuhuruna kadar bu hâk…
Devamını oku →On sekizinci asrın başından itibaren Osmanlı Devleti’nin muhtelif bölgelerinde, ekseriyeti yerli eşraftan olmak üzere teşekkül eden bir sınıf ve halk mümessili.
Devamını oku →On yedinci asırdan îtibâren, muhtelif Osmanlı şehirlerinde bilhassa Selanik’te müslüman adı ve kıyafeti altında yaşayan mûsevî cemâati fertlerine verilen ad. Çeşitli dinlerden müslüman olanlara mühtedî denildiği hâlde, bu tâbir bunlar hakkında hiç bir zaman ve hiç bir yerde kullanılmamış, yüksek tabaka tarafından, bir dereceye kadar nezâketen “avdetî” tâb…
Devamını oku →İstanbul’un fethinden sonra İslâm âleminin en büyük câmilerinden. İstanbul’un Ulu Câmii durumunda iken 1935 yılı başlarında müze hâline getirildi.
Devamını oku →Tefsîr, hadîs ve fıkıh âlimi. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Bey’in bacanağıdır. Zamanın meşhur âlimlerindendir. Aslen Karamanlıdır. Hocası, evliyânın meşhurlarından, büyük âlim Edebâlî’dir. Çeşitli ilimleri bundan öğrenip, tasavvufda da yüksek dereceye kavuştu. Osman Bey zamanında savaşlara katılır, gâzilere imâmlık yapar, vâz ve nasîhat ederdi. Kara…
Devamını oku →On sekizinci asır Osmanlı târih ve biyografi âlimi. Babası, 1747 senesinde vefât eden Hacı İsmâil Ağa’dır. Doğum târihi bilinmeyen Hüseyin Efendi, İstanbul’un Toklu Dede mahallesinde doğdu. Toklu Dede Câmii imâmı şeyh-ül-kurra Halil Efendi’den Kur’ân-ı kerîm kıraatini öğrenip ezberlediğinden hâfız lakabı verildi. Ahmed Karamam ve Mehmed Emin Tokâdî hazret…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin Avrupa devletlerine olan borçlarınının takibi ve tasfiyesi için 1881 yılında kurulan teşkîlât.
Devamını oku →(Bkz. Eyâlet Askerleri)
Devamını oku →Osmanlı âlimlerinin en meşhurlarından. On üçüncü Osmanlı şeyhülislâmıdır. Tefsir, fıkıh ve diğer ilimlerde büyük âlim idi. İsmi, Ahmed bin Muhammed’dir. Ebüssü’ûd el-İmâdî ismiyle meşhur olup, Hoca Çelebi adıyla da tanınmıştır. 1490 (H. 896) senesinde İskilib’de doğdu. 1574 (H. 982)’de İstanbul’da vefât etti. Kabri, Eyüb Câmii karşısındadır. Âlimler yetiş…
Devamını oku →Doksanüç harbi diye târihe geçen 1877-1878 Osmanlı-Rus muhârebesinde, Erzurum’daki Azîziye Tabyası’nda Ruslara karşı gerçekleştirilen müdâfaa. 24 Nisan 1877’de Ruslar Osmanlı Devleti’ne savaş ilân etmişler, batıda Tuna boyundan ve doğuda Kars cihetinden saldırıya geçmişlerdi. Doğu cephesinde ordumuzun başkumandanlığını Gâzi Ahmed Muhtar Paşa, yapıyordu. K…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında yaşamış büyük İslâm âlimi. Osman Gâzi’nîn kayınpederi ve hocası. Şeyh Edebâlî ismiyle meşhur oldu. Karamanoğulları topraklarında doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 1326 (H. 726) târihinde, 125 yaşlarında Bilecik’te vefât etti. İnsanları irşâd ettiği dergâhı yanına defnedildi. Eskişehir’de de adına bir türbe yapıldı…
Devamını oku →Osmanlı Devleti zamanında Anadolu’da yetişen büyük velîlerden. İsmi, Mahmûd bin Fadlullah bin Mahmûd’dur. 1541 senesinde Şereflikoçhisar’da doğdu. Çocukluğu Sivrihisar’da geçen Azîz Mahmûd Hüdâî, burada tahsiline başladı. İlmini arttırmak için İstanbul’a gitti ve tahsiline Küçük Ayasofya Medresesi’nde devam etti.
Devamını oku →(Bkz. Osmanlı Edebiyâtı)
Devamını oku →