Türk’e şeref, cihâna ise yüzlerce medenî eser veren bir san’atkâr olarak târihe geçen büyük Osmanlı mîmârı. Koca Sinân diye de anılır. Tahmînen 1490 senesinde Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Babası Abdülmennân olup, bu ismi sonradan almıştır. Yavuz Sultan Selîm Han’ın zamanında devşirme olarak İstanbul’a geldi.
Devamını oku →İnşâ yâni yapı san’atı. Toplumların dînî, siyâsî, içtimaî ve iktisadî özelliklerine göre meydana getirilen güzellik, estetik, sağlamlık ve kullanışlılığı kendinde toplayan; mesken, mâbed, medrese, hamam, kervansaray, çeşme, köprü, su yolu, bend, türbe, imâret, hastahâne, çarşı, bedesten, kütüphâne, saray ve kabristan gibi eserlere mîmârî eserler denir. Kü…
Devamını oku →Kânûnî Sultan Süleymân Han’ın 29 Ağustos 1526 târihinde Mohaç ovasında haçlılara karşı kazandığı zafer.
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin ilk şeyhül-islâmı. Adı Muhammed, lakabı Şemsüddîn olup, babasının ismi Hamza’dır. 1350 (H. 751) senesi Safer ayında Fenâr köyünde dünyâya geldi. Bu köyde doğduğundan veya babasının fenercilik san’atıyla meşgul olmasından Fenârî nisbesiyle meşhur oldu. Ömrünü dînine ve devletine hizmetle geçirip, 1431 (H. 834) senesi Receb ayında Bursa’…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin dördüncü şeyhülislâmı ve Fâtih Sultan Mehmed Han’ın hocalarından. İsmi, Ahmed bin İsmâil bin Osman Gürânî olup, lakabı Şerefüddîn ve Şihâbüddîn’dir. 1410 (H. 813) yılında Suriye’nin Gürân kasabasına bağlı bir köyde doğdu. Doğduğu yere nisbetle Gürânî denildi. 1488 (H. 893) yılında İstanbul’da vefât etti. Kabr-i şerifi Aksaray-Topkapı a…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin üçüncü şeyhülislâmı ve Fâtih Sultan Mehmed Han’ın hocası. İsmi, Muhammed bin Ferâmuz bin Ali Rûmî’dir. Sivas ile Tokat arasındaki Kargın köyünde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. Babası bir Fransız subayı iken müslüman olmuş, kızını Osmanlı emirlerinden Hüsrev adında bir zâta vermiştir. Babasının vefâtı üzerine eniştesi Hüsrev Bey’i…
Devamını oku →Birinci Dünyâ harbinden sonra Osmanlı Devleti’yle İtilâf devletleri arasında 30 Ekim 1918’de Limni adasındaki Mondros limanında demirli bulunan Agememnon İngiliz zırhlısında imzalanan ateşkes andlaşması.
Devamını oku →Tanzîmât’tan sonraki yeni edebiyat dönemi şâir ve edebiyatçılarından, gazeteci, muharrir, tarihçi. Dil, edebiyat, edebiyat târihi çalışmaları, tenkid ve tercüme sahalarında şöhret kazanmıştır. Asıl adı Ömer’dir. Babası, Saraçhânebaşı’nda saraçlık yapan Ahmed Ağa’nın oğlu Ali Bey’dir. Ömer, ailesinin üçüncü çocuğu olarak 1850 yılında doğdu.
Devamını oku →Mısırlı muharrir ve din adamı. 1849 (H. 1265)’de Mısır’da doğdu. 1905 (H. 1323)’de yine burada vefât etti. Zirâatle uğraşan orta seviyeli bir ailenin çocuğu olan Abduh, on yaşında Tanta şehrine giderek mektebe başladı. Fakat derslerden zevk alamadığı için köyüne döndü. Evlenip bir müddet zirâatle meşgul oldu. Babasının ısrarı ile tekrar tahsile karar verd…
Devamını oku →(Bkz. İhtisab)
Devamını oku →Hazînenin gelir kaynaklarından biri. Devlete âid bir arazi veya bir varidatın (gelirin) bir bedel mukabilinde kiraya verilmesi veya geçici olarak temlikidir.
Devamını oku →Babası.................... : Orhan Gâzi
Devamını oku →Babası.................... : Çelebi Mehmed Han
Devamını oku →Babası.................... : İkinci Selîm Han
Devamını oku →Babası.................... : Birinci Ahmed Han
Devamını oku →Babası.................... : Sultan Abdülmecîd Han
Devamını oku →İstanbul’da medfûn en büyük üç evliyâdan biri. İsmi, Muhammed Murâd bin Ali bin Dâvûd Hüseynî Özbekî Buhârî Keşmirî’dir. 1644 (H. 1054) yılında Buhârâ’da doğdu. 1719 (H. 1132) senesi Rebîul-âhir ayının on ikinci günü İstanbul’da vefât etti. Cenaze namazı büyük bir kalabalık tarafından kılınıp, Edirnekapı dışındaki, Münzâvî Câmii karşısında sultan birinci…
Devamını oku →Hekimbaşı, Osmanlı Devleti’nde modern tıbbın kurucularından. 1774’de İstanbul’da Eyyûb Sultan’da doğdu. Hâcegândan Mehmed Emin Şükûhî Efendi’nin oğlu olup, üçüncü Mustafa Han devri hekimbaşılarından Büyük Hayrullah Efendi’nin kızı tarafından torunudur. Yine hekimbaşı Abdülhak Molla’nın ağabeyi, şâir Abdülhak Hâmid’in amcasıdır.
Devamını oku →Babası.................... : Üçüncü Mehmed Han
Devamını oku →Babası.................... : Sultan Mehmed-IV
Devamını oku →Babası.................... : Üçüncü Ahmed Han
Devamını oku →Babası.................... : Birinci Abdülhamîd Han
Devamını oku →(Bkz. Reşid Paşa)
Devamını oku →Medrese veya câmide talebeye ders okutan hoca. Arapça bir kelime olup tedris mastarından ism-i faildir. Müderrisler devrin mektep ve medreselerinde tahsîlini tamamlayıp, icazet (diploma), mülâzemet (bekleme süresi) ve berât aldıktan sonra müderrislik makamına tâyin edilirlerdi. Müderris tâbiri onuncu yüzyıldan sonra yaygınlaştı. Medreselerde ders veren mü…
Devamını oku →(Bkz. Şeyhülislâm)
Devamını oku →(Bkz. Bahriye Mektebi)
Devamını oku →Topçu ve istihkâm subayı yetiştiren okul. Osmanlı Devleti yükselme devrinden sonra, bilhassa başta 1683 Viyana bozgunu olmak üzere, birbirini tâkib eden mağlûbiyetlerle karşılaştı. Bu durum, askerî sahada yeni bilgilerle mücehhez bir orduya sâhib olma zaruretini doğurdu. Bu sebeple orduda ilk defa modern bilgilerle tâlim ve terbiye, 1728’de sultan üçüncü…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde mühendis yetiştirmek için açılan okullar. Bayındırlık hizmetlerini yürütmek için 1839’da kurulan Nâfia nezâretinin, belediye ve mîmârî işlerde hizmet görmek üzere mühendisler yetiştirilmesi için bir mühendis mektebinin kurulmasını istemesi üzerine, 1867’de Mühendisîn-i Mülkiye ve Islâh-ı Sanâyî mektebi adıyla senede otuz mühendis yetiş…
Devamını oku →(Bkz. Müderris)
Devamını oku →(Bkz. Mukâtaa)
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin son devirlerinde yaşamış devlet adamı, şâir ve yazar. Babası Antep ulemâsından Abdünnâfî Efendi’dir. 1828’de Antep’de doğdu. Tahsilini Antep Nûruosmânî Medresesi’nde yaptı. Arapça ve Farsça öğrendi. Babasıyla birlikte Mısır’a gitti. Kahire Kasr-ı âlî ve Şam Emevîye medreselerinde yüksek tahsilini tamamladı. Arapça ve Farsçasını, dînî i…
Devamını oku →Osmanlı âlimlerinin meşhurlarından. Adı Süleymân Sa’deddîn’dir. 1719 (H. 1131) senesinde İstanbul’da doğdu. 1787 (H. 1202)’de aynı şehirde vefât etti. Kabri, İstanbul Unkapanı’na inen cadde ile Zeyrek yokuşunun kesiştiği tepe üzerinde Soğukkuyu Pîrî Paşa Medresesi kabristanında, hocası Mehmed Emin Tokâdî hazretlerinin ayak ucundadır. Babası Müstakim Emin…
Devamını oku →Lügat, kelâm, hadîs ve Hanefî mezhebi fıkıh âlimi. On ikinci asrın ikinci yarısında Antep’de doğdu. Babası, Antep şer’iyye mahkemesi başkâtiplerinden Seyyid Mehmed Cenânî’dir. Âsım Efendi, 1820 (H. 1236)’da Üsküdar’da vefât etti. Nuhkuyusu Kabristanına defnedildi.
Devamını oku →Tanzîmât dönemi Osmanlı sadrâzamlarından. Sinop’un Ayandon (Ayancık) ilçesinden Hacı Hasan Ağa adında fakir bir kayıkçının oğludur. 1811 yılında Ayandon’da doğdu. Üç yaşında ailecek İstanbul’a geldiler. İlk tahsilini mahalle mektebinde yaptı, Vak’a-i hayriye denilen yeniçeri ocağının kaldırılmasından sonra, Tophane’de açılan Asâkir-i muntazama taburuna gi…
Devamını oku →On yedinci yüzyılda yetişen şâir ve velî. 1642 senesinde Urfa’da doğdu. Asıl ismi Yûsufdur. Çocukluğunda iyi bir tahsîl görüp, Arabça ve Farsça’yı şiir yazabilecek derecede öğrendi. Yâkûb Halîfe ismindeki Kadiri şeyhine talebe oldu. Bir müddet bu hocasının ilmi ve feyzinden istifâde ederek kemâle erdi. 24 yaşına geldiğinde hocasının ve yakınlarının teşvik…
Devamını oku →On yedinci asrın meşhûr târihçisi. İsmi, Mustafa Nâim Efendi’dir. 1655 (H. 1065)’de Haleb’de doğdu. 1716 (H. 1128)’de Mora’da Ballubadra (Paliopatras) kasabasında vefât etti. Genç yaşta Haleb’den İstanbul’a gelip Saray-ı hümâyûnda baltacılar koğuşuna girdi. Haleb’de başladığı tahsilini İstanbul’da Enderûn mektebinde devam ettirdi. Daha sonra Dîvân kalemi…
Devamını oku →Osmanlı devlet teşkilâtında seyyidlerin ve şeriflerin doğum ve vefât kayıtlarını tutan ve işleri ile ilgilenen müessesenin idarecisi. Hazret-i Fâtıma ile hazret-i Ali’nin çocuklarından hazret-i Hüseyin’in soyundan gelenlere seyyid, hazret-i Hasan’ın soyundan gelenlere Şerîf denir. Evlâd-ı Resul olan bu kıymetli insanlara daha önceleri olduğu gibi Osmanlı…
Devamını oku →Tanzîmât devrinin meşhur gazeteci, siyasetçi, şâir ve yazarı. 21 Aralık 1840’da Tekirdağ’da doğdu. Mehmed Kemâl adı verildi. Daha sonraları Nâmık mahlasını aldı. 1889’da mutasarrıflık yaptığı Sakız adasında öldü. Bolayır’a gömüldü. Sultan İkinci Abdulhamîd Han’ın emriyle kabri üzerine türbe yaptırıldı.
Devamını oku →Fransa-İngiltere ve Rusya’nın müttefik filoları tarafından 20 Ekim 1827’de Navarin’de Osmanlı donanmasına yaptıkları baskın. Osmanlı kaynaklarında Avarin veya Anavarin olarak geçen Navarin, Mora’da olup eskiden beri önemli bir şehirdi. Bir kale ile korunan ticâret merkezlerinden ve üs olarak kullanılan yerlerden idi. Burası 1460 senesinde Fâtih Sultan Meh…
Devamını oku →On sekizinci yüzyıl dîvân edebiyatı şâirlerinden. 1680-81 yıllarında İstanbul’da doğdu. Asıl ismi Ahmed’dir. Nedîm lakabını sonradan aldı. Babası Kâdı Mehmed Efendi, annesi ise Karaçelebizâde ailesinden Sâlihâ Hâtûn’dur.
Devamını oku →On yedinci yüzyıl dîvân şâirlerinin önde gelenlerinden. 1572 senesinde Erzurum’un Hasankale ilçesinde doğan şâirin asıl adı Ömer’dir. Babası Kırım hânının nedimi, şâir Mehmed Bey, dedesi Ali Paşa’dır.
Devamını oku →Osmanlı tarihçilerinin meşhurlarından. Cihân-nümâ adlı eseriyle tanınan Neşrî’nin hayâtı hakkında kaynaklarda geniş bilgi yoktur. Doğum târihi bilinmemektedir. Karaman’da, Germiyan veya Edirne’de doğduğu rivayet edilmektedir. 1512 veya 1519 (H. 918-926)’da vefât etmiştir. Gençliğinde Bursa’da bulunduğu ve orada tahsîl gördüğü rivayet edilmiştir.
Devamını oku →Sultan üçüncü Ahmed Han ve Lâle devrinin meşhur sadrâzamı. Enderûn-ı hümâyûndan yâni Osmanlı saray üniversitesinden yetişen sadrâzamların on üçüncüsü ve bütün sadrâzamların yüz otuzuncusudur. İzdin (Zeytin) voyvodası Ali Ağa’nın oğlu olarak Nevşehir’de doğdu. İş bulmak için İstanbul’a geldiğinde, eski saray masraf kâtibi Mustafa Efendi’nin tavsiyesi ile 1…
Devamını oku →Niğbolu önünde Osmanlı ve haçlı orduları arasında 25 Eylül 1396 târihinde yapılan meydan muhârebesi. Osmanlı Devleti’nin Avrupa kıt’asındaki fetihleri, başta Papa olmak üzere bütün hıristiyan devletlerini telaşlandırıyordu. Osmanlı Devleti, Bulgaristan ve Sırbistan’ı fethederek, Tuna boylarına ve Macar krallığı hudutlarına dayanmıştı, Doğu (Hıristiyanlığı…
Devamını oku →Osmanlı devlet teşkilâtında dîvân-ı hümâyûn üyelerinden olup, pâdişâh adına yazılacak fermanlara, berâtlara, nâmelere hükümdarın imzası demek olan tuğrayı çekmekle görevli olan me’mur. Bâzı târihî kaynaklarda muvakki, tevkiî ve tuğrâî isimleriyle anılır. Pâdişâhın emri bulunan ve baş tarafında tuğra çekilmiş olan vesîkalar, Osmanlı teşkîlât dilinde, nişân…
Devamını oku →Evliyanın büyüklerinden. Halvetî yolunun Mısriyye kolu kurucusu ve şeyhidir. Asıl adı Muhammed, mahlası Niyâzîi’dir. 1618 yılında Malatya’nın Soğanlı köyünde doğdu. Başka bir yerden gelip Malatya’ya yerleşen babası Ali Çelebi, Nakşibendî yoluna mensûb âlim ve fâzıl bir zâtdı.
Devamını oku →Sultan üçüncü Selîm Han devrinde kurulan talimli asker ocağına verilen ad. Nizâm-ı cedîd, geniş ve dar mânâda olmak üzere iki şekilde tarif edilmiştir. Dar mânâda; sultan üçüncü Selîm Han zamanında Avrupai tarzda yetiştirilmek istenen asker. Geniş mânâda ise; yine aynı Pâdişâh devrinde devlet teşkilâtının bütününde yapılmak istenilen yeniliklerdir. Nizâm-…
Devamını oku →Evliyanın büyüklerinden. İsmi Muhammed bin Abdullah’dır. 1671 (H. 1082) senesi Rebî’ul-evvel ayının on ikinci gecesi, Cerrahpaşa Câmii’nin karşısındaki Yağcızâde konağında doğdu. 1720 (H. 1133) senesi Zilhicce ayının dokuzunda Pazartesi günü İstanbul’da vefât etti. Cenaze namazı, Fâtih Câmii’nde öğle namazından sonra kalabalık bir cemâat tarafından kılınd…
Devamını oku →On sekizinci yüzyıla âid büyük sultan câmilerinden. İstanbul’daÇemberlitaş ile Kapalıçarşı ve Cağaloğlu arasındadır. Câmi; medrese, imaret, kütübhâne, sebil, çeşme, dükkânlar ve hanlardan meydana gelen bir külliyenin içindedir. Bu câminin yerinde daha önce şeyhülislâm Hoca Sâdeddîn Efendi’nin hanımı Fatma Hanım’ın mescidi bulunmaktaydı. Zamanla terk edile…
Devamını oku →Babası.................... : Osman Gâzi
Devamını oku →Büyük Türk denizcisi. 1470 (H. 875)’de Midilli’nin Bonova köyünde doğduğu tahmin edilmektedir. 1518 (H. 924)’de Cezâyir’de şehîd oldu. Babası Yâkûb Ağa adında bir sipâhî olup, Fâtih Sultan Mehmed Han’ın 1462’de Midilli’yi fethine katıldı. Fetihden sonra Bonova köyü, Yâkûb Ağa’ya tımar olarak verildi. Burada yerleşip evlendi. İshak, Oruç, Hızır ve İlyas ad…
Devamını oku →Babası.................... : Ertuğrul Gâzi
Devamını oku →(Bkz. Genç Osman)
Devamını oku →Babası.................... : İkinci Mustafa Han
Devamını oku →Evliyanın meşhurlarından. 1858 (H. 1274)’de Erzurum’da doğdu. 1922 (H. 1340)’da Harput’ta vefât etti. Türbesi, Harput’ta Meteris kabristanındadır. Kars’ta üçüncü tabur imâmlığı yapması sebebiyle İmâm Efendi lakabıyla tanındı. Asıl ismi, Osman Bedreddîn’dir. Babası Seyyid Selman Sukûtî’dir. Küçüklüğünde babasının eğitimi ve terbiyesi altında kıymetli bir c…
Devamını oku →Osmanlı Devleti zamanında ortaya konan edebiyat. Selçukluların dağılmasına kadar bir varlık gösteremeyen ve sâdece konuşma dilinde kalan Oğuz Türkçesi, Türkiye Selçuklu Devleti’nin yıkılması üzerine, ortaya çıkan beyliklerin hükümet merkezlerinde birden bire serpilmeye başlamış ve yeni yeni kültür merkezleri ortaya çıkarmıştır. Orta Türkçe’nin Oğuz kolu b…
Devamını oku →Fâtih Sultan Mehmed Han’ın Akkoyunlu sultânı Uzun Hasan ile 11 Ağustos 1473’de, Otlukbeli mevkiinde yaptığı büyük meydan muhârebesi.
Devamını oku →Meşrûtiyetin muhafazası için Selânik’den İstanbul’a getirilen avcı taburlarının 13 Nisan 1909’dâ başlattığı isyân. Rûmî takvimle 31 Mart 1325’de vuku bulduğu için Otuzbir Mart Vak’ası diye bilinir. Bu vak’a bahanesi ile sultan İkinci Abdülhamîd Han tahttan indirilerek Selânik’e gönderildi.
Devamını oku →Yirminci yüzyıl Türk realist hikayecilerinin en meşhuru. Millî edebiyat döneminin en güzel hikâye örneklerini veren Ömer Seyfeddîn, 1884’de Gönen’de doğdu. Kuvvetli bir ihtimâlle Kafkas Türklerinden olan babası, binbaşı Ömer Şevki Bey’dir. Annesi, kaymakam Mehmed Bey’in kızı Fatma Hanım’dır.
Devamını oku →İslâm hukukunun kaynaklarından. İslâm hukukunun kaynakları iki kısımda mütâlâa edilir. Kitâb (Kur’ân-ı kerîm), Sünnet (Hadîs-i şerifler), icmâ (Bir asırda bulunun âlimlerin bir mes’ele üzerinde ittifakı) ve kıyas, birinci derecede (aslî) kaynakları teşkîl eder. Bu dört ana kaynaktan başka, ikinci derecede (talî) kaynaklar da vardır ki, istihsân, mesâlih-i…
Devamını oku →