İBRÂHİM HAN
Babası.................... : Ahmed Han-I
Devamını oku →Tarih ansiklopedisi
Osmanlı tarihindeki kişiler, kurumlar, olaylar ve kavramlar.
Babası.................... : Ahmed Han-I
Devamını oku →Evliyanın büyüklerinden. Halvetî yolunun Gülşenî kolunun kurucusu. İsmi, İbrâhim bin Muhammed, lakabı Gülşenî’dir. 1426 (H. 830) târihinde Azerbaycan’da doğdu. 1534 (H. 940) târihinde Mısır’da vefât etti.
Devamını oku →Anadolu’da yetişen evliyânın büyüklerinden. Astronomi ve tıb âlimi. İsmi, İbrâhim Hakkı’dır. 1703 (H. 1115) târihinde Erzurum’un Hasankale kasabasında doğdu. Babası Osman Efendi olup, evliyâdan bir zât idi. Annesi Hanîfe Hâtûn da Peyamber efendimizin soyundandır. 1781 (H. 1195) târihinde Siirt’in Tillo kasabasında vefât etti. Hocası İsmâil Fakîrullah’ın y…
Devamını oku →Yirmisekiz Çelebizâde Saîd Mehmed Efendi ile beraber İstanbul’da ilk Türk matbaasını kurarak irfan hayâtımıza hizmet eden değerli bir zât. 1674 senesinde Macaristan’ın Kolojvar şehrinde doğan ve kalvenist bir Macar ailesinin oğlu olan İbrâhim Müteferrika’nın, müslüman olmadan evvelki adı bilinmemektedir. İyi bir eğitim gördükten sonra râhib olmak üzere pr…
Devamını oku →(Bkz. Müderris)
Devamını oku →(Bkz. Harem-i Hümâyûn)
Devamını oku →Osmanlı tarihçisi ve devlet adamı. Bitlis’de doğdu. Doğum târihi kesin olarak bilinmemektedir. Babası Hüsâmeddîn Ali Bitlisî, Ahmed-i Yesevî yoluna mensûb veya Dede Ömer Rûşenî’nin talebelerinden olup, uzun zaman Akkoyunlu sultânı Uzun Hasan’ın dîvânında nişancılık yapmıştır. İdrîs-i Bitlisî, Kânûni Sultan Süleymân Hân’ın tahta çıktığı 1520 (H. 926) târih…
Devamını oku →İslâm cemiyetinde iyilikleri emretmek ve kötülüklerden vazgeçirmek suretiyle, sosyal huzuru sağlamak için yapılan iş; Emr-i bil ma’rûf ve nehy-i anil münker. Bu vazîfe, müslümanların bir kısmının yapmasıyla diğerleri üzerinden sakıt olduğu için İslâm devletlerinde hükümdarlar bu işle vazifeli me’murlar tâyin etmişlerdir. Osmanlılardan önceki İslâm devletl…
Devamını oku →(Bkz. Mukâtaa)
Devamını oku →(Bkz. Tımar)
Devamını oku →(Bkz. Osman Bedreddîn)
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde yer alan hayır kurumlarından biri. Fakir ve muhtaçlara yemek yedirilen ve yemek dağıtılan yerlere imâret denilmiştir. İmâret; mâmur etmek, şenlendirmek, mâmurluk, hayır için fakirlere yemek verilen yer manasınadır. İmâr edilen her türlü yapı veya külliye için de bu tâbirin kullanıldığı görülmektedir. Sonradan aşevi, aşhâne denilen imâr…
Devamını oku →Osmanlı donanması ile papalık, Malta, Venedik ve İspanya müttefik haçlı donanması arasında İnebahtı (Leponta) denilen yerde yapılan savaş.
Devamını oku →Osmanlı Devleti ile İran’da; on altıncı yüzyılın başlarından, on sekizinci yüzyılın sonlarına kadar hüküm sürmüş olan Safevîler arasındaki savaşlar.
Devamını oku →Osmanlılar devrinde yetişen meşhur fen âlimi. Doğum târihi kesin belli olmamakla beraber, bâzı kaynaklarda 1774 senesinde Narta’da doğduğu bildirilmektedir. Bir kısım kaynaklarda babasının Nartalı bir mûsevî olduğu yazılı ise de, hâl tercümeleri yazan bir pâdişâh kâtibi olan İsmet Efendi, araştırmaları neticesinde Karlovalı bir müslümanın oğlu olduğunu te…
Devamını oku →Osmanlı Devleti vezirlerinden. Devşirme olup ünlü Türk beylerinden Paşa Yiğit tarafından evlâd edinilerek enderûnda İslâm terbiyesi ile yetiştirildi. Devlet işlerindeki muvaffakiyeti, zekâ ve kabiliyeti sayesinde yükselerek sultan İkinci Murâd Hân zamanında önce hazînedâr, sonra Bosna beylerbeyi oldu. Savaşlardaki hizmeti sebebiyle Sultân’ın büyük teveccü…
Devamını oku →Konar göçer aşiretleri toprağa bağlama veya bir bölge halkının alınarak başka bir yerde yerleştirilmesi.
Devamını oku →Anadolu’da yetişen büyük velîlerden, müfessir ve metinler şerhi üstadı. İsmi, İsmâil Hakkı olup 1650 (H. 1062) târihinde Aydos kasabasında doğdu. Babası, sâlih bir zât olan Mustafa Efendidir. 1725 (H. 1137) târihinde Bursa’da vefât etti. Kabri, İsmâil Hakkı Tekkesi diye anılan, yaptırdığı Câmi-i Muhammedi’nin mihrâbı arkasındadır, Sultan İkinci Abdülhamîd…
Devamını oku →Osmanlı sultanlarından ikinci Mehmed Han’ın 29 Mayıs 1453’de, Bizans İmparatorluğu’nun başşehrini almasıyla kavuşulan mübarek fetih. Türk-İslâm târihinde çok önemli bir yer tutan İstanbul’un fethi, İslâmiyet’le birlikte ortaya çıkan mukaddes bir ideâl, yüce bir gâyedir. Bu ulvî gâye uğruna önce Arablar, sonra da Türkler İstanbul surları önünde seve seve c…
Devamını oku →(Bkz. Tulumbacılar)
Devamını oku →Önce gizli cemiyet olarak kurulan, ikinci Meşrûtiyetin ilânından sonra siyâsî fırka hâlini alan topluluk. Sultan İkinci Abdülhamîd Han’ın dağılmakta olan Osmanlı Devleti’ni toparlaması, güçlendirip ilerletmesi; başta İngiltere olmak üzere batılı devletleri yeni plânlar hazırlamağa, Abdülhamîd Han’ı tahttan uzaklaştırmak için teşebbüslerde bulundurmaya sev…
Devamını oku →(Bkz. Keçecizâde İzzet Molla)
Devamını oku →On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Osmanlı Devleti’nde batı tarzı idare ve fikirlerin gelişmesi için çalışan kimselere verilen ad. “Yeni Osmanlılar” ve “Genç Türkler” de denilen bu kimseler için, ilk defa Mısırlı Mustafa Fâzıl Paşa, bir Fransız gazetesine yazdığı mektubda, Fransızların aşırılık tarafdârı olanlar için kullandıkları “Jeunes F…
Devamını oku →Sultan üçüncü Selîm Han’ı tahttan indiren âsîlerin ele başısı. Kastamonuludur. Mayıs 1807’de Osmanlı sultânına karşı yabancıların da desteği ile harekete geçen âsîlerin lideri olup, isyândan önceki hayâtı karanlıktır. Kabakçı Mustafa, üçüncü Selîm Han’ın tahttan indirilmesindeki rolü ve ondan sonraki tutarsız hareketleri yüzünden Temmuz 1808’de Alemdâr Mu…
Devamını oku →Hâdiselere göre ortaya çıkan dâvaları hâllederek sonuçlandıran hâkim. Verilen hükme de kazâ denir.
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nin idaresini ele geçirmek isteyen bâtınî lideri. Dedesi Abdülazîz, sultan birinci Murâd Han’ın ilk zamanlarında Dimetoka’da ölmüş, babası İsrail ise, Dimetoka’daki Bizans kumandanının kızı ile evlenerek Samavna kalesine kâdı tâyin edilmişti. Bu evlilikten 1368 senesinde Kâdı Bedreddîn doğdu. Samavna Kâdısı oğlu diye biliniyorsa da sonrada…
Devamını oku →Osmanlı âlimlerinden. Edirne’de yetişen Hanefî mezhebi fıkıh âlimlerinden olup, Osmanlı şeyhülislâmlarının on altıncısıdır. İsmi, Ahmed bin Mahmûd el-Edirnevî er-Rûmî olup, lakabı Şemseddîn’dir. Kâdızâde diye tanınır. 1512 (H. 918) senesinde dünyâya geldi. 1580 (H. 988) senesinde İstanbul’da vefât etti. Kabri, Fâtih Câmii yakınında bulunan Küçük Karaman’d…
Devamını oku →Osmanlı âlimlerinden. Yüz dördüncü Osmanlı şeyhülislâmıdır. Osmanlı târihinde Vak’a-i Hayriyye adı ile anılan yeniçeri ocağının kaldınlması için fetvayı veren şeyhülislâmdır. İsmi Mehmed Tâhir olup, Tokatlı kâdı Ömer Efendi’nin oğludur. Bu sebeble Kâdızâde diye şöhret bulmuştur. 1747 (H. 1160) senesinde Tokat’ta doğdu. 1838 (H. 1254) senesinde İstanbul’da…
Devamını oku →Osmanlı âlimlerinin büyüklerinden. İsmi, Muhammed bin Kutbüddîn Muhammed bin Muhammed bin Kâdızâde-i Rûmî, lakabı Muhyiddîn’dir. On beşinci asrın ortalarında vefât eden meşhur Osmanlı âlimlerinden Kâdızâde-i Rûmî diye bilinen Selâhaddîn Mûsâ bin Muhammed’in torunu olan Kutbüddîn Muhammed’in oğludur. Büyük dedesine nisbetle Kâdızâde-ı Rûmî diye meşhur oldu…
Devamını oku →Matematik, astronomi ve Hanefî mezhebî fıkıh âlimi. İsmi, Mûsâ Paşa bin Mehmed bin Kâdı Mahmûd Efendi’dir. Dedesi Mahmûd Efendi, uzun zaman Bursa kâdılığı yapması sebebiyle Koca Kâdı adıyla tanınmıştı. Babası Mehmed Efendi de genç yaşta Bursa kâdılığına getirildi. Fakat kısa bir süre sonra vefât etti. Ailenin büyük oğlu olması hasebiyle, adının sonuna paş…
Devamını oku →Karadeniz ve Hazar denizi arasındaki bölge ve burada vuku bulan harbler. İslâmiyet Kafkasya’ya ilk defa hazret-i Ömer zamanında girdi (642). İslâm devletinin İran orduları serdârı olan Sürâka bin Ömer, Azerbaycan’ı fethedip, Dağıstan’a girdi. Sonraki kumandan Abdurrahman bin Râbia da Dağıstan ve Gürcistan’ın bir çok yerlerini alıp İslâmiyet’i yaymaya başl…
Devamını oku →(Bkz. Kâtib)
Devamını oku →Son devir Osmanlı sadrâzamlarından. Topçu yüzbaşılarından Sâlih Ağa’nın oğludur. 1832’de Kıbrıs’ın Lefkoşe şehrinde doğdu. 1845 yılına kadar Arabça, Farsça, Rumca ve Fransızca’yı öğrendi. 1845’de Mısır’a giderek Elsine Medresesi’ne girdi. Daha sonra bu medresenin harbiye mektebine çevrilmesi üzerine askerî tahsîle geçti ve mektebi başarıyla bitirdi. Mısır…
Devamını oku →Birinci Dünyâ harbi sırasında, bahriye nâzırı ve dördüncü ordu kumandanı Cemâl Paşa’nın idare ettiği, Mısır’ı işgal eden İngilizlere karşı düzenlenen harekât.
Devamını oku →Mücâhid Gâzi Tiryâki Hasan Paşa’nın Kanije kalesinde kendinden çok üstün olan haçlı kuvvetlerine karşı, 1601’de yaptığı şanlı müdâfaa. Kanije 22 Ekim 1600’de Avusturyalıların elinden alınıp bir serhat, yâni sınır kalesi yapıldı:
Devamını oku →Devletin şeklini, çatısını, devlet içindeki teşrî (yasama), icra (yürütme), kaza (yargı) kuvvetlerinin birbiriyle münâsebetini, bunların hangi organlar vasıtasıyla kullanıldığını ve ayrıca ferdin devlete karşı olan haklarını tâyin ve tanzim eden kânun.
Devamını oku →Babası.................... : Yavuz Sultan Selim
Devamını oku →İdarî, mâlî, cezaî ve çeşitli sahalarda görülen lüzum üzerine pâdişâhların emir ve fermanları ile vaz’ edilen (konulan) kânun ve nizamları ihtiva eden mecmua. Kanunnâmeler, daha önceki pâdişâhlar tarafından konulan kânun ve nizamların aynen veya hülâsa edilerek toplanmak suretiyle de meydana getirilirdi. Bütün İslâm devletlerinde hükümde birinci derecede…
Devamını oku →İstanbul’un fethinden sonra Fâtih Sultan Mehmed Han tarafından inşâ edilen, üzeri dam ve kubbelerle örtülü dükkanların bulunduğu sokaklardan meydana gelen büyük çarşı. İstanbul’un en eski ticâret merkezi olup, târihteki adı Çarşu-yı kebîr = Büyük Çarşı’dır. Diğer Osmanlı şehirlerinde olduğu gibi, İstanbul’da da ticâret hayâtının merkezini teşkil edecek bi…
Devamını oku →Osmanlı Cihân Devleti’nin merkez askerleri. Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu gerçekleştiren Osman Gâzi’ye bağlı birlikler atlıydı. O asrın îcâblarına göre, hududlarda ancak bu şekilde atlı kuvvetlere sâhib olan aşiretler bulunurdu. Osman Gâzi’nin emrindeki atlı aşiret kuvvetleri de hudud muhafızı olup, iktâ denilen bir teşkilâtla idare ediliyordu.
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde yabancıların statüsünü tesbit eden hukukî, mâlî, idâri ve dînî özellikteki andlaşmalar. Buna İmtiyâzât-ı ecnebiyye de denir.
Devamını oku →Osmanlı Devleti bahriye (deniz kuvvetleri) teşkilâtının en büyük âmiri ve donanmanın baş kumandanına verilen ünvân. Buna Deryâ beyi veya Kaptan paşa da denirdi.
Devamını oku →Osman Gâzi’nin silâh arkadaşlarından Aykut Alb’in oğlu. Osmanlı Devleti’nin ikinci amirali. Kara Ali, Osman Gâzi’nin de kumandanlarından olup, Orhan Gâzi zamanında da başarılı hizmetlerde bulunmuştur. Yiğit ve kahraman kişilere Türkler arasında kara lakabı verildiğinden, asıl adı Ali olan bu Gâziye de gösterdiği kahramanlıkları sebebiyle Kara Ali denmişti…
Devamını oku →Osmanlı âlimlerinden. Otuz üçüncü Osmanlı şeyhülislâmıdır. İsmi, Abdülazîz’dir. Sultan üçüncü Mehmed Han zamanı âlimlerinden, Rumeli kazaskeri Karaçelebizâde Hüsâmeddîn Efendi’nin oğludur. Karaçelebizâde Abdülazîz Efendi diye meşhur olmuştur. 1591 (H. 1000) senesinde İstanbul’da doğdu. 1658 (H. 1068) senesinde Bursa’da vefât etti. Şeyh Mehmed Deveci mezar…
Devamını oku →Fâtih devri âlim ve şâirlerinden. İsmi, Abdürrahîm’dir. Afyonkarahisar’da doğdu. Doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir. Karahisar’da vefât etti. Kasımpaşa Câmii bitişiğindeki türbede medfûn olup, dâmâdı Sûfî Çelebi ile yanyanadır.
Devamını oku →Fâtih Sultan Mehmed Han’ın son vezîriâzamı, ilim ve devlet adamı. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin neslinden olup, babasının adı Arif Çelebi’dir, Aslen Konyalı olduğu için, Karamânî nisbet edildi. Doğum târihi kesin olarak belli değildir. Küçük yaşta ilim öğrenmeye başlayan Mehmed Paşa, Konya’da Cemâleddîn-i Aksarâyî’nin torunu Musannifek’den aklî ve manevî…
Devamını oku →Osmanlıların ilk kapdân-ı deryası. Ertuğrul ve Osman Gâzi’nin gazâ arkadaşı. İsmi, Mürsel olup, kahramanlığı ve gözüpekliği sebebiyle Orhan Gâzi tarafından kendisine Kara lâkabı, takılarak Karamürsel denmiştir. Orhan Gâzi’nin kumandanlarından olup, doğum yeri ve târihi belli değildir. Büyük mücâhid Akçakoca’nın aşiretinden ve onun yetiştirdiği yiğitlerden…
Devamını oku →Osmanlı Devleti ile Safevî-İran Devleti arasında yapılan andlaşma. 1639 (H. 1049)’da imzalanan bu andlaşma ile Osmanlı-Safevî hududu tesbit edilmiştir.
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde, vefât eden bir kimsenin terekesini (geriye bıraktığı malını), İslâmî mîrâs hukukuna göre, vârisleri arasında paylaştıran me’mûr. Arabça bir kelime olan kassam, lügatte kısım kısım ayıran, veren demektir.
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde dîvân-ı hümâyûnda ve devlet teşkilâtının diğer kısımlarında, yazı ve kayıd işlerini görmekle vazifeli me’mûr.
Devamını oku →Târih, coğrafya, bibliyoğrafya ve biyoğrafya ile meşgul olmuş meşhur bir âlim.
Devamını oku →On dokuzuncu yüzyılda Mısır’da, idarenin Kavalalılar hânedânına geçmesini sağlayan paşa. 1769 senesinde Kavala’da doğdu. Babası, Kavala kasabasının bekçibaşısı olan İbrâhim Ağa’dır. Babasının 17 çocuğu olmuş, fakat içlerinden yalnız Mehmed Ali yaşamıştı. Bu sebeple babasından büyük bir şefkat ve muhabbet gördü. Fakat küçük yaşında babasını kaybetti. Babas…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde askerî sınıfa âid şer’î ve hukukî dâvalara bakan hâkim. Kazaskerlik, ilmiye mesleğinin en yüksek mertebelerinden biri olup, teşkîlât târihi bakımından ordu kâdısı demektir.
Devamını oku →Tanzîmât devri Osmanlı sadrâzam ve devlet adamlarından. Babası şâir Keçecizâde Mehmed İzzet Efendi, annesi Hibetullah Hanım olup, 1814 yılında İstanbul’da doğdu. Çocuk yaşta ilim tahsiline yöneldi. Daha sonra sultan İkinci Mahmûd Han’ın Galata Sarayı’nda kurduğu Mekteb-i tıbbiye-i şâhâne-i askeriyyeye girdi. Mektebde bütün dersler Fransızca verildiğinden,…
Devamını oku →On dokuzuncu asır dîvân şâirlerinden. İsmi, Mehmed İzzet’tir. Aslen Konyalı bir aileye mensub olup, babasının dedesi Konya’da keçecilikle uğraştığından Keçecizâde lakabı ile anılır. Babası kâdıasker Salih Efendi’dir. 1785 senesinde İstanbul’da doğdu. Küçük yaşta babasını kaybettiğinden, eniştelerinin himayesinde büyüdü. Sıkıntı içinde tahsil gördükten son…
Devamını oku →Osmanlı âlimlerinin en meşhurlarından. İsmi, Ahmed bin Süleymân bin Kemâl Paşa’dır. Lakabı Şemseddîn’dir. Dedesi Kemâl Paşa’ya izafeten İbn-i Kemâl ve Kemâl Paşazade isimleriyle tanınmıştır. 1468 (H. 873)’de doğdu. 1534 (H. 940)’da İstanbul’da vefât etti. İstanbul’da Edirnekapı kabristanındadır.
Devamını oku →Ticâret yolları üzerinde kervanların konakladığı ve her türlü ihtiyâçlarının ücretsiz karşılandığı, devlet veya hayırsever kişiler tarafından yapılmış muhkem binalar. İslâmiyet’in ilk dönemlerinde askerî maksatla ve sınır emniyetini korumak için kurulan ribatlar, sonraki devirlerde ticarî maksatla kullanılmaya başlandı. Kervanların konakladığı yer olan bu…
Devamını oku →Akdeniz’in Sicilya ve Sardilya’dan sonra üçüncü büyük adası. Anadolu’ya yetmiş, Suriye kıyılarına yüz kilometre uzaklıktadır. Anadolu’nun tabiî parçası sayılan Kıbrıs’a, mîlâdî 650 yılında hazret-i Osman’ın hilâfeti devrinde ilk sefer düzenlenerek haraca bağlandı. Sonraki yıllarda Bizanslıların harac vermekten kaçınmaları sebebiyle halîfe Hârûn Reşîd, ada…
Devamını oku →Osmanlı Devleti’nde hükümdarlık şiârı (alâmeti) olarak cülûs-ı hümâyûndan sonra yapılan merasim. Bir kısım İslâm devletlerinde olduğu gibi kılıç kuşanma Osmanlılarda da kânun olduğundan, bu âdet ve an’ane, saltanatlarının sonuna kadar devam etmiştir. Dîni ve askerî bir durum arzeden merasim iki safhalıdır. Birincisi; törenin yapıldığı yere kadar, gidiş ve…
Devamını oku →Büyük Türk denizcisi, kapdân-ı derya. Anadolu ahâlisinden olup, 1500 yıllarında doğduğu tahmin edilmektedir. 21 Haziran 1587 (H. 995)’de doksan yaşına yaklaşmış iken İstanbul’da vefât etti.
Devamını oku →