İslâm Âlimleri Ansiklopedisi
DIRÂR BİN MÜRRE
132 H / 749 M
Hayatı
Hadîs âlimlerinden. Künyesi Ebû Sinân eş-Şeybânî'dir. 132 (m. 749) senesinde vefât etti. Hadîs-i şerîf işitip, rivâyet ettiği zâtlardan bir kısmı şu zâtlardır: Ebû Sâlih es-Semân, Saîd bin Cübeyr, Kuz’a bin Yahyâ, Muharib bin Desâr, Abdullah bin Haris Zübeydî, el-Kûfî, Abdullah bin Hüzeyl, Ebû Sâlih el-Hanefî ve diğerleri.
Hayatının devamını oku
Hadîs âlimlerinden. Künyesi Ebû Sinân eş-Şeybânî'dir. 132 (m. 749) senesinde vefât etti. Hadîs-i şerîf işitip, rivâyet ettiği zâtlardan bir kısmı şu zâtlardır: Ebû Sâlih es-Semân, Saîd bin Cübeyr, Kuz’a bin Yahyâ, Muharib bin Desâr, Abdullah bin Haris Zübeydî, el-Kûfî, Abdullah bin Hüzeyl, Ebû Sâlih el-Hanefî ve diğerleri. Kendisinden ise, Şu’be bin Haccâc, Şureyk, Süfyân-ı Sevrî, Süfyân bin Uyeyne, Abdülazîz bin Müslim, Muhammed bin Fudayl ve diğer bir kısım hadîs âlimi hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir.
Dırâr bin Mürre’nin rivâyet ettiği hadîs-i şerîfler İmâm-ı Buhârî’nin “Edeb-ül-Müfred” adlı eserinde, Sahîh-i Müslim’de, Sünen-i Tirmîzî’de, Sünen-i Nesâî”de yer almıştır. Yahyâ Kattân, Ebû Hatim, Nesâî, Iclî ve diğer bir çok âlim onun sika (güvenilir, sağlam) bir râvî olduğunu söylemişlerdir.
Dırâr bin Mürre, Abdullah bin Ebî Huzeyl’den, o da Abdullah bin Amr’dan şöyle rivâyet etmiştir: “Resûlullah ( aleyhisselâm ) dört şeyden Allahü teâlâya sığınırdı, faydasız ilimden, kabûl olunmayan duâdan, korkmayan kalbden, doymayan nefsten.”
Buyurdu ki:
“Hayırlı kimse ailesine, çoluk-çocuğuna faydalı olan kimsedir.”
“Gıybet etmek zinâ etmek gibi şiddetli günahtır.”
“Şeytan şöyle demiştir: Bir insanda üç şeyden biri bulununca, ben ona hâkim olur, istediğimi yaparım. Birincisi, günahlarını unuttuğu zaman, ikincisi amelini çok gördüğü zaman, üçüncüsü kendi görüşünü beğendiği zaman.”
Yaşadığı dönem
2. Hicrî Asır · Hicrî 101–200
Zaman çizelgesi
- Vefatı
132 (m 749) senesinde vefât etti.
Kaynakta geçen diğer tarih bilgileri
- 132 (m 749) senesinde vefât etti.
Kaynakça
- Hilyet-ül-evliyâ
cild-5, sh. 91
- El-Kâşif
cild-2, sh. 37
- Tehzîb-üt-tehzîb
cild-4, sh. 457